Çocuklarda işitme kaybı, derecesi ne olursa olsun, çocukların gelişimini olumsuz etkiler. Konuşma, sosyal ve akademik gelişimleri için çocukların eksiksiz duymaya ihtiyaçları vardır.

Hafif işitme kayıplarında bile özellikle; t,p,s,h gibi ünsüz seslerin duyulmaları zorlaşır. Erişkin bir insan için bu sesleri duymamakla kelimelerde oluşan boşluklar beyinde tamamlanıp anlam çıkarılabilir, ama çocuklarda bu mümkün olmayıp her sesin net bir şekilde duyulmasına ihtiyaç vardır.

Bebek doğduğu ilk aylardan itibaren işitme gelişimi olduğu için işitme kaybının yaşamın ilk aylarında saptanması önem taşır. Bebekler normal işitmeye sahipse, 6 haftalıktan itibaren insan sesine diğer seslerden daha fazla tepki göstermeye başlarlar. Bu konuda anneler en iyi takipçilerdir. Genellikle bebeklerin duymaları konusundaki problemler, ilk anneler tarafından şüphe çeker. Annelerin şüpheleri mutlaka kayda değer alınıp önemle değerlendirilmelidir.

Yeni doğan bir bebeğe; özellikle işitme kaybı açısından risk faktörleri taşıyorsa, işitme taraması yapılmalıdır. Bu yolla yaşamın ilk aylarında işitme kayıplarının yarıdan fazlası yakalanıp erken önlemler alınabilir. Bu; çocukların ileriki yıllarda işitme kayıplarından minimum hasarla çıkmalarını sağlayacaktır.

Bebeklerin işitme kaybı açısından risk faktörlerinin neler olduğu sadece Kulak Burun Boğaz hekimleri değil; Kadın Doğum, Çocuk Hastalıkları Uzmanları, Aile Hekimleri ve Pratisyen hekimlerce de iyi bilinmelidir.

Eğer ailede bir başka bireyde çocukluk çağından gelen sinirsel tip işitme kaybı varsa, bebek de aynı riski taşımaktadır. Yine anne hamileliğinde kızamık, toksoplasma, herpes, sitomegalovirus gibi bazı enfeksiyonları geçirmişse, doğan bebek işitme açısından değerlendirilmelidir. Bebeğin kulak kepçesinde baş ve boynunda anormallikler varsa yine işitme açısından riskli gruptadır. Bebek 1500 gram doğum ağırlığının altında doğmuşsa risklidir. İlk haftalarda kan değişimi gerektirecek kadar sarılık geçirdiyse yine riskli gruptadır. Hamilelikte kullanılan bazı ilaçlar, çocukluk çağında geçirilen menenjit yine risk yaratır. Bebeğin mor doğması gibi detaylar yine risk yaratabilir. Tüm bunlar iyi değerlendirilmeli, bu risklerden herhangi biri mevcut ise işitme değerlendirilmesi yapılmalıdır.

Yeni doğan bir bebeğin hayatının ilk günlerinde sıkı bir değerlendirmeyle olabilecek bir işitme kaybı yakalanabilir ve işitme açısından doğabilecek sıkıntılar çok aza indirilebilir.

Bu dönemi atlattıktan sonra, çocuklarda ortamlara alışmakla beraber enfeksiyonlar da kendini göstermeye başlayacaktır. Geçirilen her üst solunum yolu enfeksiyonu çocuklarda orta kulak enfeksiyonlarını peşinden sürükleyebilir. Özellikle kreşe ve okula başlama yılları; yeni ortamlara girilmesinden dolayı bu enfeksiyonların sıklığını artırır.

Orta kulak enfeksiyonları kendini kulak ağrısı, ateş ve geçici duyma kaybı ile gösterir; fakat sık geçirilen kulak enfeksiyonları sonucu, bazen de belirgin kulak enfeksiyonu geçirmemesine rağmen çocuklarda sessizce ilerleyen orta kulak enfeksiyonları da olabilir.

Genellikle burnu tıkalı, ağzı açık uyuyan, horlayan, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, hapşırma, burun kaşıntısı gibi alerjik özellikler gösteren çocuklarda birçok zaman hiç kulak ağrısı, ateş gibi belirtiler olmaksızın, sessizce orta kulak iltihabı yerleşip çocukta işitme kaybına yol açabilir.

Bu tür işitme kaybı o kadar yavaş seyreder ki, çoğu zaman aile fertlerinin dikkatini bile çekmeyebilir. Genellikle televizyonu yakından seyreden çocuklarda, arkalarından seslenildiğinde ilgisiz kalan çocuklarda her zaman olmamakla birlikte orta kulak enfeksiyonuna bağlı işitme kaybı olabilir.

Orta kulak enfeksiyonları genellikle kreşe ve okula başlama yıllarında sıklığı arttığı için, hayatın en önemli sosyal ve akademik gelişme dönemlerinde çocuklara zararları çok olur. Bu dönemde çocuklarda okul başarısında düşme, sosyal gelişiminde gerilik dikkati çeker. Oysa yapılacak tibbi veya küçük cerrahi tedavilerle işitme tamamen düzelir.

Genellikle bu dönemlerde; özellikle sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, burun tıkanıklığı olan, geceleri ağzı açık uyuyan, horlayan, alerjik belirtileri olan çocuklar dikkatle takip edilmelidir ve işitme azlığı da varsa kulak burun boğaz kontrolü yapılmalıdır.Unutulmamalıdır ki, çok hafif işitme kayıpları bile çocuklarda zamanla telafisi zor problemlere yol açacaktır.

 12 total views,  1 views today

Bir Yorum Yaz