Bir pazar sabahı saat 10.00 da başlayan site yönetim toplantısındaydık. Bir komşumuz bir saat kadar sonra geç geldi, özür diledi. “Bu gece dağıtma gecemizdi.” dedi. Geç yattığı için zamanında gelemediğini açıkladı.

Haftanın iki gecesi dağıtma geceleri olduğunu ve geç saatlere kadar eğlendiklerinden bahsetti. Diğer komşu ise “İnsan çalışma hayatında çok doluyor, bu yüzden arada bir dağıtma iyi oluyor” dedi.

Komşular konuşurken, ben şaşkın bakışlarla her ikisini ardı sıra dinliyordum. Aynı zamanda düşünüyordum. Dağıtmayalı ne kadar zaman olmuştu? Hatırlayamadım ama yıllar bile az kalırdı. En son 25-30 yıl öncesi ihtisas yıllarıydı. Bir yılbaşı gecesi arkadaşlarla gece yarılarına kadar yiyip içip eğlenmiştik.

Ben bir şeyler yanlış gittiğinde, bir olayla ters düştüğümde, bir sorunu çözemediğimde doğaya bakardım. Diğer canlılar nasıl yapıyordu? Yılın bir gecesi dağıtan kuşlar var mıydı? Atlar, inekler, tavuklar, horozlar? Hadi bu akşam geç saatlere kadar eğlenelim diyen hangi canlı vardı?

O günden sonra şaşkınlığım gitmedi. Dağıtmak ne demekti? Birçok hastam ile muayene sonrası sohbet ederdim. O günden sonra bazı hastalarıma sordum. “Siz haftanın kaç gecesi dağıtırsınız?” Haftada 1, ayda 1, ayda 2, 3 ayda 1 ama neredeyse herkes belli periyodlarla dağıtıyordu. Peki, ben niçin dağıtmıyordum?

O dönemde burun ameliyatını yaptığım bir hastama da bu sorumu sormuştum. Hastam sonraki kontrollerinde “Hocam, sizin dağıtma ile ilgili sorunuzun cevabını galiba çözdüm” dedi. Şöyle açıklıyordu:

“Size ben hasta olarak geldim. Beni muayene ettiniz, ameliyat önerdiniz, ikna ettiniz ve size ameliyat oldum. Kontrole geliyorum ve iyiyim. Size minnettarım. Siz işinizi en başından sonuna kadar bizzat kendiniz yaptınız ve güzel sonucunu görerek tatmin olabiliyorsunuz. Dağıtmaya ihtiyacınız kalmıyor.”

Sonrasında kendi çalışmasından bahsederek, ama ben bir bölümde direktör olarak çalışıyorum. İş önüme geliyor, işin o kısmını yapıyorum ve başka bir bölüme gidiyor. Geliyor, gidiyor. Hep bu şekilde, nerede kim karar veriyor, en sonunda ürün nasıl çıkıyor ben göremiyorum. Bir gün geliyor, “Ne için?” diyorum. İşte o safhada dağıtmak iyi geliyor.

Çok zekice bir açıklama idi. Aslında benim işimde de böyle anlar vardı. Hastamın bahsettiği gibi baştan sona her şey güllük gülistanlık olmadığı vakalar da vardı. Ama işte tatmin için kontrol elinizde olmalıydı. İşinizi ne kadar kaliteli, severek yaparsanız kontrolü elinize o kadar kolay alırdınız.

Buradan yola çıkarak diyorum ki; hayatınızda işiniz, eviniz, çocuğunuz, geziniz, sporunuz, her ne olursa anahtar elinizde olsun! Hakimiyeti kaybeder, seyirci durumuna düşerseniz, dağıtırsınız. Çok değişik farklı arayışlarla da dağıtabilirsiniz.

Anahtar elinizden kayarsa işinizi, eşinizi, çocuğunuzu, hayatınızı kaybedebilirsiniz!..

 131 total views,  1 views today

Bir Yorum Yaz