Rinoplasti (estetik burun ameliyatı) ameliyatları sonrası hastanın alçılarını çıkarırken, hastalar ve yanında refakat eden aileleri çok heyecanlanırlar. Kimileri nefeslerini tutarak bekler, kimileri marşlar çalarlar. Alçı açıldıktan sonra da, “hele de çok beğendilerse” sevinç çığlıkları atarlar.

Çok iyi eğitimli, yurt dışında çalışan, düşünce yapısına hayran olduğum genç bir kadın hastamın burun tıkanıklığı olup, burunun daha iyi fonksiyonu açısından rinoplasti de birlikte yapılması gerekiyordu.

Başarılı bir şekilde ameliyatını yaptıktan 10 gün sonra alçısını açıyordum. Yanında anne refakat ediyordu. Kızının aksine, anne aşırı derecede estetik düşkünü bir kadındı. Alçı çıkar çıkmaz anne, “Hayatım, inanılmaz güzel!” diyerek çığlık attı.

Kızı sakin bir şekilde annesine dönerek; “Bak anne! Bu bir milat değil, öncesi ve sonrası diye bir şey olmayacak!” dedi ve hiç aynaya koşmadan, bana dönerek, “Doktor Bey, her şey yolunda mı?” diye sordu. “Evet” dedim. Alışkanlık, burnunun şekline baksın diye eline ayna verdim. Baktı, gülümsedi, “teşekkür ederim” dedi.

Sıfatların ve izafi olayların hayatı güzelleştirdiğini ama abartılmaması gerektiğini bir kez daha davranışıyla vurguladı. Çok sevdiğim ve uzun uzun sohbet etmekten zevk aldığım hastalarımdandı.

“Nasıl bu kadar farklısın?” diyerek sorduğumda, çok okumaya ve daha da önemlisi çok düşünmesine bağladı. Evreni bir bütün görenlerdendi.

Her yıl, yeni yılda yapılan çılgın kutlamaları gördükçe, aklıma hastamın tavrı gelir. Evet, yeni yıl, tatlı bir gülümseme, tatlı bir umut, ama hepsi bu kadar! Milat diye bir şey yok! Evren bir bütün.

 95 total views,  2 views today

Bir Yorum Yaz